Allah,
Bilinmek, kendi güzelliğini seyretmek diledi.
Zâtından zâtına tecelli etti.
Âlemleri ve kullarını yarattı.
…………………
Renkler boyutların derinliklerinde henüz tohum halindeydi,
Nağmeler gizli besteler gibi ruhlarda saklı, Ve zaman nakşı kader fırçasından vurmamıştı ufuklara.
İlâhî gergefde mekan ince bir mimari tuzakta.
Ezeldi bu...
Billur gibi taze ve serin
Büyülü -esrarlı...
Tatlı iklimler dolu desen desen evrenlerde,
Pırıl pırıl gizli alemlerin mâna bahçelerinde,
Güzellikler iç içe birbirini kovalıyor
Ezeldi bu...
Ruhlar raksediyor âhenk âhenk,
Gönuller nûş ediyor renk renk,
Binbir pencere binbir ışık;
İç içe alemleri geziyor,
Ezeldi bu...
Tanrı kendi güzelliğini seyrediyordu,
İlâhî san'atının sonsuz penceresinden,
Yarattığı bestenin doyulmaz nağmelerinden,
Ezeldi bu...
Bir niyaz diledi bu şaheserinden,
Ve sonra birden,
Ezelin sinesinden,
Varlıkların her zerresînden,
Sonsuz boyutların binbir köşesinden,
Bir nağme doğdu yeniden,
Güzelliğin şiddetinden,
İdrakleri yok eden...
………………
Allah'ın mâna dudağından,
Hilkat sırrındaki adağından,
İlâhî bir beste sevda odağından :
Elestü birabbiküm?.. (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?)
………………
Seslerin en güzeli,
Kulluğun ezeli,
Bir sevda gibi tüm âlemleri sardı,
Bütün idrakler eridi, sanki alevde bir kardı,
Doğmamış atomlarda, mekanlarda, bir raks ceryanı vardı.
………………
Ezelin saati yoktu,
Kalbi durmuş mest olmuş;
Hep öyle kalmak diledi.
Öyle oldu...
O an, ölmezliği buldu.
Eze! elestle doldu...
………………
Elestü birabbiküm?
Herkes benliğinin en derin köşesinde,
Ve erişilmez ufukların ötesinde,
Enfüs ve afaklarında ilâhî senfoninin sesinde,
Eridi, yok oldu kendi varlık kafesinde,
Fakat ilâhî emir yaşıyordu düşüncenin her nefesinde :
Ben sizin Rabbiniz değil miyim?
…………………
Varlık yitirdi mecallerini kesrette,
Sanki her şey yokluğa kaçmak için hasrette,
Boyutlar durulmuş katlanmıştı perde perde...
Nefs, Âdem aynasında seyretti yokluğunu sonsuz mahreklerde,
Kül zerresi gibi soldu varlıklar,
Yalnız bir niyaz kaldı gönüllerde,
Ufuklarda bir mucize,
Her şey silindi bitti evrende,
Bir ilâhî nağme kaldı ezelde :
Elestü birabbiküm?
Tanrı bilinmek istedi ve yarattı:
Ezelin billur sinesinde her şey silindi, adeta kendini yokluğa attı...
…………………
Sonra bir an,
Sanki Tanrı kalından,
O'nun yüce san'atından,
Bir mucize doğdu;
İlâhî bir ney sanki niyaz seli, Kalb-i Muhammedî'den, Allah'ın şaheserinden bir haz : «Belâ» Dedi Efendimiz,
Sarsıldı mekân,
Yüreklerde can.
Bir müjde var şimdi ezelde, onun solgun çehresinde bir bayram raksediyor, enfüsteki, âfaktaki her yerde,
Evet, şüphesiz Rabbimizsin dedi Efendimiz;
Sultanımız, Fahr-i Kâinatımız, Muhammedîmiz, Canımız, Kurtardı evreni, bizi;
Tükenmişlikten...
Silinmişlikten...
…………………
Bir bayram vardı dürülen boyutlarda yeniden,
Açıyordu bîr gonca gibi evren,
Efendimizin niyaz şebneminden…
…………………
Ve Allah
Efendimîzin nîyâzından,
O'nun gizli duâsından.
Öyle bir haz duydu kî,
Yeniden can verdî alemlere Rahman...
…………………
Ve emretti: Levlâke Levlâk, Lemmâ Halaktü'l-Eflâk (Sen olmasaydın, sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım...)
Ve emretti: İnsanları senin sırrından,
Ahsen-i takvim şeenimden ihya ettim.
Çıktı renkler, nağmeler yerinden,
Bir sürür sardı ezeli derinden,
Kurtuldu mekân saklı tuzağından,
Cûş-u huruca geldi eflak.
Birlikte raksa başladı enfüsle atak..
Bedene aday, o anda yalvardı toprak...
……………………
Sonra katıldı ruhlar Fahr-i Âlem yoluna :
Belâ dediler,
ve Tanrı emretti:
Sadık kalarak ahdinize,
Ak yüzle gelin mahşer.seferinize...
……………………
Ezel yeniden aşka boyandı
Tüm bu harika sahnenin nakli bize Fâtiha'dandı...
……………………
Elest bitmez,
Yaşar ezelin taze seherinde.
Sevgiler yitmez,
Ayrılıklar son bulur elestteki yerinde...
……………………
Ve biz uzaklarda,
Yitik karanlık tuzaklarda,
Kör, sağır dolaşırken habersiz,
Fâtiha, günde kırk kez çeker eteğimizden, elsiz :
Ezelde bir bahar secdesine,
Elestin muhteşem sinesine...
……………………
O namazın ezânı: Hamd Allah'ın Rabbilâlemin
Hatırlatır elestteki ânı,
Meleklerle dolar zemin,
Fâtiha bu yüzden Ledün'den gelir
Mânada buna Fahr-i Âlem daveti denir...
……………………
Yine Fâtiha'dan'
Yeniden varoluş sırrımız : Rahmân,
Sonra Rahîm sırrı verilir,
Gönüller Efendimizin yoluna serilir...
……………………
Elestte ettiğimiz yemin :
Mâliki yevmi'ddîn
İle arındı nefs,
Yol oldu ataklar ve zemin...
……………………
Gönül ekranlarında şimdi,
Ayrılık hasretleri dindi,
Binbir ışık, sonsuz renk,
Parlar Efendimizi görene dek,
Ve mânada doyulmaz zevk :
İyyâke na'büdü ve İyyâke nestaîn
Efendimizin nazlılar için niyazı,
Sonsuzlukta daim olan namazı…
……………………
Bizi sırât-ı müstakîme hidayet eyle,
Eriştir bizi Allah asfaltından Eleste O ilâhî neyle...
……………………
Elestin seyrânı,
Bitmeyen bayramı,
Nazlılar fazında,
Allah kendi güzelliğini seyreder,
Efendimizin namazında...
……………………
Ve âlemlerde bayram,
İksir dağılmış can pazarından,
Besteler inmiş atomlara Allah san'atından,
ve Fatiha'dan,
Sonsuz nimet dağılır Allah sofralarından,
Velîler doğmuş Muhammed nazarından,
Ayırma bizi kendilerine in'am olunan,
Nazlılar yolundan...
……………………
Hikmetlerin en yücesi:
Daha bilmezken ismimizi,
Evrenin incisi,
Efendimiz kurtardı bizi...
……………………
Ne dâllîn ne mağdubîn yolunda bırakma nefsîmizi,
Evham tuzağından kurtar hepimizi,
Ve amin! Yüzü suyu hürmetine; o aman ve emin,
Ve ma erselnâke illâ Rahmeten lil âlemin...